Son iki gündür yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen ve sarsan okul saldırıları sonrası facebook adresimde paylaştığım yazımı, konunun hassasiyeti ve yaşadığımız toplum için önemine binaen siz değerli üyelerimizle de paylaşmak istiyorum.
Saldırılarda ölen öğrencilerimize ve öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, yaralanan öğrencilerimize ve öğretmenlerimize de acil şifalar diliyorum.
MAHALLE!
Bugün sağcı, solcu ya da mütedeyyin kim varsa hemen herkes kapitalizm ve kapitalizmin günahları üzerinde konuşmayı ve kendi bakış açısından bu sistemin yanlışlarını saymayı sever.
Sistem daha çok üretip daha çok satmayı, daha fazla tüketiciye ulaşmayı ve kar etmeyi hedefleyen bir ekonomik yapılanmayı öngörür. Böylece ekonomi büyür, milli gelir artar, yatırımcı daha fazla kar eder, tüketici ise her istediğine ulaşmanın konforu ile mutlu ve mesut yaşar.
İlk bakışta sistemin bir günahı yok gibi. Yukarıdaki paragraf da tek başına mutlu bir tablo çiziyor aslında. Ancak her ekonomik sistemin kendine ait bir yaşam tarzı, ilişkiler ağı ve sosyal doku ürettiği de bilinir.
Tarım toplumu farklıdır, endüstri toplumu farklıdır, bilgi çağı toplumu farklıdır ve bu toplumların hepsinde; aile, iş, arkadaş, dost, akraba, mahalle ve hatta cami ve cemaat ilişkileri de farklıdır.
2016 yılında Japon devleti, içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0, akıllı makineler ve bilişim çağı toplum yapısı için Toplum 5.0 nasıl olmalıdır diye yapılan çalışmasını duyurdu. Aynı çalışmayı yaptığını Alman hükümeti de 2022 yılında duyurdu.
Çalışmanın ana teması: bugün yaşadığımız endüstri, iletişim, bilgi ve akıllı makineler çağında, yukarıda saydığım bütün ilişkilerimizin yeniden tanımlanması ve yeniden düzenlenmesi için neler yapılması gerektiğini ortaya koymaya çalışmaktır.
3 yıl süren bir pandemi dönemi bile, iş ve çalışma hayatını yeniden şekillendirip uzaktan çalışma diye bir kavramı hayatımıza soktuğuna göre, Endüstri 4.0 ve bilgi çağı da muhakkak yeniden hizalanmayı gerektiriyordu.
Kapitalizm; geniş aileyi sevmez, hatta aileyi sevmez. Hane halkı tabiri ile aslında hedeflediği bugünkü çekirdek aileyi de parçalayıp her bir aile üyesini de tek tek bağımsız bir tüketici yapmaktır. İster ana erkil ister baba erkil olsun, tek bir kişinin iradesi altında bir aile, kapitalizmin sevmediği ailedir. Anne ayrı, baba ayrı ve çocuklar ayrı ayrı, kendi tüketim kararlarını verecekleri bağımsız bir tüketici olmak durumundadır. Eski düzen bir sofra etrafında, anne tarafından hazırlanmış yemekleri yiyip, şükür duası ederek bir arada çay içerek sohbet eden aileyi sevmez bu sistem. Getir götür firması üzerinden her bir tüketici kendi siparişini verebilip, odasına çekilip, sistemin diğer mecralarda ürettiği eğlenceye dalan, bağımsız ve kontrolsüz bir sisteme taliptir kapitalizm.
Bu sistemin devamı için, komşunun, mahallenin, caminin (ya da kilisenin), uzak ya da yakın akrabanın, dostların vs etkisizleştirilmesi gerekir. Eskiden bir mahallede, bütün mahallenin tanıdığı yaşlı bekçi, sadece düdük çalarak mahallenin huzuruna katkı sağlardı. Ancak onun bu katkısının arkasında yatan, devletin verdiği düdükten ziyade mahalle sakinlerinin bekçiye affettikleri özelliklerdi. O, mahallede herkesi ismen tanır, kim nerede çalışıyor, kimin kaç çocuğu var, hangisi okula gidiyor, hangisi evli, hangisi bekar, kimin oğlu ya da kızı nerede ne iş yapıyor, kim alkol alıp gece sallanarak evine gider, kim sabah namazlarını camide eda ediyor. Kısacası mahallenin log kayıtlarını tutan adamdır.
Mahallenizin bakkalı ha keza, sizi tanır, eşinizi tanır, oğlunuzu kızınızı tanır, anne babanızı tanır, komşularınızı tanır, gelir durumunuzu bilir, borç defteri takip sistemi üzerinden borcunuza sadık olup olmadığınızı bilir, kısacası sizin ekonomik durumunuzu ve borç alacak hassasiyet kayıtlarınızı da o tutar. Çocuklarınızı da tanıdığı için, sizin adınıza onların hal ve hareketlerinden feedback (geri bildirim) almanıza fayda sağlar.
Muhtarınız illaki tanıdıktır. Oy verdiğiniz muhtar olsa da sizin muhalif olduğunuz muhtar olsa da siz onu tanırsınız, o da sizi ve ailenizi tanır. Önemli bir bilgi kaynağıdır.
İlkokul öğretmenleri mahallemizin ve bizim hayatımızın önemli bir karakteridir. Ölene kadar da saygıyla andığımız, hem eğitim hayatımızın hem de karakterimizin oluşmasının baş mimarlarındandır.
İster sivil ister asker, ister bankacı isterse de başka bir kurumda sınav kazanıp işe başlayacak herkesin güvenlik ve istihbarat soruşturması yapılır. Eskiden, mahalle bakkalına, muhtara ve komşulara da gidilip memur adayı hakkında sorular sorulurdu. Şimdilerde, küçük yerleşim yerleri ve köyler dışında bu sorgulamayı yapabileceğiniz bir ortam yok maalesef. Adayın sosyal medyasına bakarak aşağı yukarı tahmin yapabiliyorsunuz çünkü artık karşı komşunuzu bile tanımıyorsunuz.
Son günlerde yaşadığımız olayları değerlendirirken bazı dostlarımız “milli ve yerli eğitim sistemi uygulayalım”, bazı dostlarımız “Milli Eğitim Bakanı istifa etmelidir”, bazı arkadaşlarımız “Okul çevresinde güvenlik tedbirlerini arttırmalıyız”, “suça sürüklenen çocuklara karşı önlemler almalıyız” ya da “15 yaş altı çocuklara sosyal medya kısıtlaması ve internet oyunlarını yasaklama” şeklinde öneriler sunuyorlar.
Olayları çok daha geniş çerçevede, Toplu5.0 gibi, ele alıp okul, aile ve mahalle denklemini kuramadığımız ve çağımız üretim ve tüketim sistemine göre bir toplum ve sosyal doku oluşturmadığımız taktirde, aldığımız her tedbir sonrası sükutu hayale uğrarız.
Bugünkü halimizle; evde anne bana çocuğa karışmasın, azcık azar yiyen çocuk ana babasını karakola şikayet etsin, çocukların özgürlüklerinden ve konforundan taviz vermeyelim, okulda öğretmen sadece ders anlatıp gitsin zaten öğretmenin başka bir görevi de yok, benim çocuğuma tek bir sözle bile olsa uyarıda dahi bulunmasın, mahallede komşum, mahalle büyükleri, muhtar, cami imamı ve esnaf çocuğuma tek bir söz söylemesin, uyarıda bulunmasın ve karışmaya kalkışmasın dersek sonuçta suça sürüklenen çocuktan değil çocukları suça sürükleyen toplumdan bahsetmiş oluruz.
Kısacası bütün bir toplum olarak elimizi taşın altına koymadığımız müddetçe bu türden sorunları, yaşadığımız bu ve benzeri olaylar sonrası av vah etmeye devam ederiz.
Yazılacak çok şey var ama neyse ….
Ahmet EROĞLU/GENEL BAŞKAN
Copyright 2019, Öz Finans-İş Sendikası, Tüm Hakları Saklıdır.